İran
KATILIM BEDELİ : 8700 €
GENEL BİLGİLER
Resmi Adı: İran İslam Cumhuriyeti
Yönetim Biçimi :İslam Cumhuriyeti (1979 Anayasası)
Başkenti: Tahran
Başlıca Kentleri : Tahran (7.3milyon), Meşhed (2.1 milyon), İsfahan (1.3 milyon), Tebriz (1.3 milyon), Şiraz (1.1 milyon)
Dini Lider: Ayetollah Seyid Ali Khamenei
Cumhurbaşkanı : Mahmud Ahmadinejad
Nüfusu : 76.923.300 milyon (2011)
Yüzölçümü: 1,648,000 km²
Resmi Dili: Farsça
Kullanılan Diller : % 58 Farsça, % 26 Türk ve Türk Lehçeleri,
% 9 Kürtçe, %2 Luri, %1 Türkçe, % 1 Beluci, %1 Arapça, %2 Diğer
Para Birimi: İran Riyali (10 Riyal = 1Tümen)
Para Kuru : 1 $ = 9,9 IR
Türkiye ile İran arasında tarihten gelen yakın komşuluk ilişkileri mevcuttur. İyi düzeydeki siyasi ilişkilerimiz, son dönemde artan ticari ve ekonomik ilişkilerimizle pekişmektedir. İki ülke arasındaki ilişkilerin diğer önemli bir boyutunu terörle mücadele alanında işbirliği oluşturmaktadır. İran’la uyuşturucu ile mücadeleden kültürel işbirliğine kadar geniş bir sahada yoğun temas içinde bulunulmaktadır.
Son yıllarda iki ülke arasında gelişen ilişkilerde, artan sayıda gerçekleştirilen üst düzey ziyaretlerin büyük etkisi olmuştur. Sayın Başbakanımızın 26-28 Ekim 2009 tarihlerinde İran’a gerçekleştirdiği resmi ziyaret ikili ilişkilerimizde kat edilen mesafenin bir göstergesidir. Sayın Başbakanımız son olarak nükleer yakıt değişimine ilişkin ülkemiz, Brezilya ve İran arasında imzalanan Ortak Bildiri vesilesiyle 17 Mayıs 2010 tarihinde Tahran’a gitmiştir. Öte yandan, 14-15 Ağustos 2008 tarihlerinde ülkemize bir çalışma ziyaretinde bulunan İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, ayrıca 9 Kasım 2009 tarihinde İSEDAK Zirvesi ve 8 Haziran 2010 tarihinde Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı (CICA) Zirvesi vesileleriyle de Türkiye'ye gelmiştir.
TÜRKİYE-İRAN TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİ
|
İran ile 2000 yılında 1 milyar Dolar olan ticaret hacmimiz, 2008 yılında 10,2 milyar Dolara ulaşmıştır. 2009 yılında ise küresel ekonomik krizin etkisiyle ikili ticaret hacmimiz yaklaşık % 47 civarında düşerek 5,42 milyar Dolara gerilemiş, 2010 yılında bir önceki yıla göre dış ticaret hacmimiz % 96 oranında artarak 10,6 milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu dönemde ihracatımız 3 milyar Dolar, ithalatımız ise 7,6 milyar Dolar seviyesine ulaşmıştır.
İki ülke arasındaki ticaret hacminin kısa dönemde 20 milyar dolara çıkartılması, 5 yıl içerisinde de 30 milyar dolara yükseltilmesi hedeflenmektedir.
Türkiye’nin İran’a coğrafi yakınlığı, ortak dil kullanımının sağladığı yarar, Türk işadamları bakımından elverişli bir ortam yaratmaktadır. Son yıllarda İran’da yatırım yapan şirketlerimizin sayısı ve yatırım tutarında bir artış gözlenmektedir. Ülkemizle İran arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin hukuki çerçevesi büyük oranda tamamlanmıştır.
Kültür
|
İran kültürü biri Hehamenişiler ve Sasaniler devri diğeri ise İslam devri olmak üzere tarihte iki altın çağ yaşamıştır. Gerek Hehamenişiler ve Sasaniler gerekse İslam dönemi kendi çapında Batı kültüründe, özellikle de Rönesans Avrupa’sında büyük izler bırakmıştır; Rönesans Avrupa’sının Endülüs yoluyla İslam bilim ve kültürüyle tanışması buna en büyük örnektir.
İslam medeniyeti ve tarihinin yetiştirdiği Farabi, İbn-i Sina, Suhreverdi, Molla Sadra, Hayyam, Harezmi, Razi, Hace Nasiruddin Tusi ve Ebu Reyhan Biruni gibi büyük şahsiyetlerin hepsi İranlı filozof ve alimlerdir. Büyük İslam uygarlığının dünyaya kazandırdığı İranlı bilginler burada sayamayacağımız kadar çoktur.
İran her zaman şairler ve ozanlar yurdu olmuştur. Seslerini sadece bulundukları bölgede duyurmakla kalmayan ve bütün dünyada duyuran Hafız, Mevlana, Sadi, Firdevsi, Nizami ve Hayyam gibi ünlü şahsiyetler bahsettiğimiz bu şair ve ozanlar kervanının en önde gelen simalarıdır. İran halkı özde şiiri seven ve şairlere sempati duyan bir yapıya sahiptir. Söz konusu şairlerin şiirlerinin bugünkü geleneksel İran musikisine konu olması ayrıca yöre halkı arasında özellikle de kırsal bölgelerde sözleri meçhul ozanlara ait halk türküleri okunması, İranlıların şair ruhlu insanlar olduğunun birer göstergesidir.
İran’ın geleneksel güzel sanatlarından biri de hat sanatıdır. Genelde ortak karakterlere sahip olan Farsça ve Arapça alfabenin yazıldığı ve yazının adeta bir resim gibi işlendiği bu sanatta İran şiirlerinin yanısıra Kur’an ayetleri, hadisler ve büyük İslam şahsiyetlerinin sözleri son derece cazip kompozisyonlar halinde yazıya geçirilir.
Hat sanatı da geleneksel İran musikisi gibi İslam Devriminden sonra daha da yaygınlaşmış ve çok rağbet edilen bir sanat haline dönüşmüştür.
Minyatür türündeki geleneksel İran resim sanatı da uzun bir geçmişe sahip olup İran tasavvufu ve edebiyatıyla iç içedir. Tevhid ve kulluk anlayışı geleneksel İran resim sanatına özel bir form vermiştir. Bu form az çok heykel sanatında da kendini göstermektedir.
Resim ve heykelden daha önemli bir sanat ise geleneksel İran mimarisidir. İran mimarisinin tarihi, İran’ın İslamlaşmasından önceki dönemlere kadar uzanır. Bu dönemlere ait Tahtı Cemşid, Kuruş Kabri (İran’ın güneyinde Şiraz kentine yakın bir yerde kuruludur) Tak-ı Kesr (İran’ın batısında) gibi görkemli yapılar günümüze kadar gelen en eski tarihi eserlerdendir.
İzlerini ülkenin bir çok yerinde görmek mümkün olan İslam Dönemi İran Mimarisi, İranlıların sanat ve bilim anlayışlarını, estetik zevklerini yansıtan önemli bir öğedir. Zencan yakınlarındaki Sultaniye Kümbeti, İsfahan’daki Şeyh Lütfullah ve İmam Camileri, Yezd Merkez Camii ve UNESCO tarafından İsfahan şehriyle birlikte İnsanlık Mirası olarak ilan edilen bütün bir Yezd şehri İran İslam mimarisinin başlıca yapıtlarına örnek verilebilir. Belirtmek gerekir ki, İran İslam mimarisini büyüleyici kılan temel özellik, tevhidi sanat anlayışının yörelerle,ekonomik ve sosyal ilişkiler ve şehir planlamasıyla birleşmesinden başka bir şey değildir.


