Japonya


KATILIM BEDELİ :   8700 €

GENEL BİLGİLER

Devlet Başkanı  İmparator Akihito (7 Ocak 1989’dan beri)

Başbakan  Naoto Kan (Demokratik Parti Başkanı-DPJ)

Yönetim Şekli  Temsili demokrasi

Yüzölçümü  377.835 km²

Nüfusu  127,430,000 (Şubat 2010)

Resmi Dil  Japonca

Başlıca Şehirler  Tokyo (Başkent), Osaka, Yokohama, Nagoya

Para Birimi 100 Japon Yeni  1.9564   TL  1 USD $ 80.09 JAPON YENİ  (TCMB 10.06.2011)

SİYASİ GÖRÜNÜM

1947 yılında yürürlüğe giren Japonya Anayasası, Japonya’nın demokratikleşme sürecinin temel taşlarından biri olarak değerlendirilebilir. Tokyo dahil olmak üzere toplam 47 eyalete ayrılan Japonya’da eyalet,  şehir ve kasabaların yönetimi yerel yönetimlere aittir. Diğer taraftan, yürütme yetkisi Başbakan’a ve yaklaşık 20 Devlet Bakanı’ndan oluşan Kabine’ye

verilmiştir. 

DIŞ TİCARET


Japonya’nın ihracatı önemli ölçüde ulaşım araçları, elektrikli, elektriksiz makinalar ve ağır imalat sanayi ürünlerine dayanmaktadır. 2009 yılında 782,4 milyar dolar, 2010 yılında ise milyar dolarlık ihracat gerçekleştirmiştir. Japonya’nın ihracatında yüzde yirmilik önemli  bir bölümü Amerika Birleşik Devletlerine yapılmaktadır. Bunu yakın mesafeli Uzakdoğu ülkeleri %15,4 ile Çin Halk Cumhuriyeti, %7,6 ile Kore Cumhuriyeti,  %6,3 ile Tayvan ve %5,6 ile Hong-Kong takip etmektedir.

2009 yılında 762,5 milyar dolar, 2010 yılında ise ... milyar dolar olarak gerçekleşen ithalatta mineral yakıtlar, elektrikli makineler, imalat sanayi ürünleri, elektriksiz makineler, gıda ürünleri yer almıştır. İthalatta %21’lik pay ile Çin Halk Cumhuriyeti ilk sırada yer alırken onu %11,5 ile Amerika Birleşik Devletleri, %15,3 ile Suudi Arabistan, %5 ile Birleşik Arap Emirlikleri, %4,9 ile Avustralya izlemiştir.


TÜRKİYE-JAPONYA TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİ

Türkiye ile Japonya arasındaki ticari ve ekonomik ilişkilerin en önemli unsurunu Türkiye’de bulunan Japon yatırımları oluşturmaktadır. Zira bir ülkedeki Japon firma sayısı ve faaliyette bulundukları alanlar sadece yatırım açısından değil, aynı zamanda bulunduğu ülke ile ticari ilişkilerini ve ticarete konu ürün kompozisyonunu doğrudan etkilemektedir. T.C. Başbakanlık Yatırım Destek ve Tanırım Ajansı’ndan alınan verilere göre Haziran 2011 itibariyle Türkiye’de yerleşik Japon ve Türk-Japon ortaklığı firma sayısı 124’tür. 1,571 Japonya vatandaşı Türkiye’de (Haziran 2011) ve 2,452 Türk vatandaşı (Temmuz 2010)

Japonya’da ikamet etmektedir. 


Japon firmaları Japonya’ya ithalat işlemlerini bulundukları ülkedeki yerel ofisleri aracılığıyla gerçekleştirmeyi tercih etmektedirler. Ayrıca, yerel ofisleri üzerinden üçüncü ülkelere de ihracat yapılmaktadır. Bu nedenle Türkiye’de yerleşik Japon firmalarının Türkiye’nin ihracatının artmasında da önemli katkıları olduğu bilinmektedir. 

Japon üst düzey özel sektör temsilcileri ve resmi makamlarınca, özellikle son yıllarda, her platformda dile getirildiği üzere ilişkilerin sadece iki yönlü ticari ilişkiler ve dış ticarette bulunan Türkiye aleyhine denge çerçevesinde ele alınması Japon kamu ve iş çevrelerinde rahatsızlık uyandırmaktadır. 2008 yılı itibarı ile  Türkiye’nin Japonya’ya ihracatı 330 milyon doları geçmiş, Japonya’dan ithalatı ise 4,03 milyar dolara ulaşmıştır. Her ne kadar ikili ticari ilişkilerimiz Türkiye aleyhine olsa da, bu durumun ödemeler dengesi incelendiğinde yatırımlar, üçüncü ülkelere ihracat ve turizm gibi dış ticarette görünmeyen işlemler kalemiyle

dengelendiği görülmektedir. Yukarıda belirtilen hususlar çerçevesinde Japonya ile ticari ve ekonomik ilişkilerin bir bütün olarak ele alınmasında büyük yarar görülmektedir. 


Ekonomik krizin büyüme ve dış ticaret rakamlarına doğrudan yansımaya başladığı 2009 yılı ilk üç çeyreği dışında son beş yıllık kesintisiz büyüme dönemi, ekonomik göstergelerdeki olumlu gidişat ve son ekonomik gelişmeler ışığında daha fazla Japon yatırımının Türkiye’ye gelmesi ümit edilmektedir. Avrupa Birliği ile Gümrük Birliği’ni gerçekleştirmiş ve müzakere sürecindeki Türkiye, özellikle AB’ne ve diğer Avrupa ülkelerine yönelik faaliyetlerini genişletmeyi ve bölgede yatırım yapmayı planlayan Japon  yatırımcısı açısından cazip bir konuma gelmiştir. Son yıllarda ülkemizde üretim yaparak AB ve diğer Avrupa ülkeleri ile Rusya,  İsrail gibi bölge ülkelerine ihracat yapan Toyota’nın artan başarısı diğer Japon firmalarının da ilgisini çekmiştir. Bu sebeple artan ilginin iyi değerlendirilmesi ve bölgede yatırım yapmayı planlayan Japon yatırımcısının Türkiye’ye çekilmesi hedeflenmelidir. Japon yatırımlarının Türkiye’ye istenilen düzeyde gelmeyişinin nedenleri uzun yıllar boyunca Türkiye’de ekonomik ve politik istikrarın sağlanamaması, yüksek enflasyon, idari mekanizma engelleri, mevzuatta değişiklikler,  şeffaflığın sağlanamaması ve alınan kararlarda geriye dönük uygulamalar yapılması olarak sıralanmaktadır.


Yukarıda belirtilen sorunların yanısıra Japon firmaları bazında yapılan bir çalışmaya göre ticaret ve yatırım boyutlarında karşılaşılan karmaşık idari prosedürlerden ve sürekli mevzuat değişikliğinden, standart ve sertifikasyon sisteminde yer alan CE işaretinin uygulamaya geçildiği süre zarfında AB’den farklı olarak uygulanmasından kaynaklanan sorunlardan, Türkiye’deki kur dalgalanmalarından, bütün çalışmalara karşın Japon çalışanlar için çalışma izinlerinin alımında karşılaşılan uzun ve zorlu süreçlerden, Türkiye’deki iş gücü maliyetinden, vergi sisteminde karmaşık prosedürlerden, yerel üreticilerden temin edilen ara mallarda kalitenin değişkenliğinden ve yüksek maliyetinden, başta nakliye olmak üzere haberleşme, yol ve elektrik altyapısı yetersizliğinden, finansal kaynak yetersizliğinden, yüksek vergi oranları, geriye dönük uygulamalar ve sosyal güvenlik sisteminden yakınmaktadırlar. Tüm bu olumsuz intibalar kaldırılmadan ve bu gelişmelerden Japon yatırımcıları doğrudan bilgilendirilmeden daha fazla Japon firmasının Türkiye’ye gelmesi zor gözükmektedir. Bu sorunların üstesinden gelinmesinin zaman alacak olmasına rağmen yapılacak girişimler sonucunda gerçekleştirilecek iyileşmenin öncelikle halihazırda yerleşik Japon firmalarının yatırım miktarının artmasına ve ardından daha fazla Japon yatırımcının Türkiye’ye gelmesine imkan sağlayacaktır. Öncelikle mevcut Japon firmalarının Türkiye’yi bulunduğu bölgede üretim üssü, tedarik merkezi ve yatırım için hedef  pazar olarak görmeleri ve bu amaçla kullanmaları için gerekli girişimlerde bulunulması son derece yararlı olacaktır. Japonya ile ticari ilişkilerin artması için Japon pazarındaki tüketim normlarının iyi incelenmesi, buna göre bir imaj çalışmasının yapılması ve bu doğrultuda stratejiler oluşturulmasında yarar görülmektedir. Japon firmaları arasında Türkiye’nin coğrafi – jeopolitik önemi, potansiyeli gibi konuların bilindiği, dolayısı ile
Türkiye’ye ilgi duyan Japon firmalarının Türkiye’yi tanıdığı ve artık daha detaylı ve teknik bilgilere ihtiyaç duyulduğu ifade edilmektedir. İşbirliği alanları olarak Türkiye’de altyapı projeleri, CIS Ülkeleri, Rusya, Ortadoğu ve Afrika başta olmak üzere üçüncü ülkelerde inşaat-müteahhitlik projeleri, insan kaynağına dayalı bilgi teknolojileri, gelecekte Türkiye’nin enerji koridoru olması sebebi ile bu alanda yatırımlar, çevre projeleri, elektronik, turizm sıralanabilir.  Ayrıca, enerji ve telekomünikasyon sektörlerinde deregülasyon, özelleştirmeler,  şirketler arasında satınalma ve birleşmeler, ipotek (mortgage) ile ilgili ürünler, e-girişimcilik, finansal hizmetler, inşaat malzemelerin önem kazanması beklenmektedir. Öte yandan domates salçası ve balıkçılık alanlarındaki mevcut işbirliğinin genişletilmesi ve bu örneklerden yola çıkılarak gıda sanayi alanında Türk – Japon

ortaklıklarının çeşitlendirilmesi ile Japon standart ve normlarına göre üretilecek, paketlenecek gıda maddelerinin Japon pazarına girmesi sağlanabilecektir.

Japonya, 2000 yılından başlayarak o güne kadar gündeminde yer almayan tercihli ticaret anlaşmaları konusuna eğilmeye başlamıştır. Genel olarak Ekonomik Ortaklık Anlaşması (EPA) olarak nitelenen bu anlaşmaların, Türkiye tarafından yakından izlenerek, Gümrük Birliği taahhütlerini zedelemeden Japonya ile ekonomik ilişkilerini geliştirecek bir anlaşma zemini oluşturulması için çaba sarfedilmesinde büyük yarar görülmektedir. 12 Haziran 2007 tarihinde Japonya ile AB arasında Ekonomik Ortaklık Anlaşması için Ortak Çalışma’ya başlanmıştır. Bu girişimin paralelinde Türkiye – Japonya arasında benzer  bir işbirliğinin

gerçekleştirilmesi için gerekli girişimlere başlanmasının ilişkilerin boyutunun istenilen düzeye gelmesine fayda sağlayacağına inanılmaktadır.

JAPONYA-TÜRKİYE TİCARİ İLİŞKİLERİ

Yıllar İtibariyle Dış Ticaret (‘000 Dolar)

Yıl                 İthalat $                İhracat $                Hacim $                Denge $ 

2000      1,620,561.02       149,489.06           1,770,050.07       -1,471,071.96

2001      1,307,372.39       124,064.60           1,431,436.99       -1,183,307.79

2002      1,465,506.54       129,979.69           1,595,486.23       -1,335,526.86

2003      1,927,096.26       156,287.90           2,083,384.17       -1,770,808.36

2004      2,684,287.05       190,116.69           2,874,403.74       -2,494,170.35

2005      3,109,218.06       234,227.40           3,343,445.46       -2,874,990.66

2006      3,216,725.40       263,084.34           3,479,809.75       -2,953,641.06

2007      3,703,441.65       246,910.45           3,950,352.09       -3,456,531.20

2008      4,026,764.49       330,461.94           4,357,226.43       -3,696,302.55

2009      2,781,971.05       232,846.79           3,014,817.85       -2,549,124.26

2010      3,297,796,45       272,274.00           3,570,070.04       -3,025,522.45

Konseyin kurulmasındaki başlıca amaçlar, Türkiye ve Japonya arasındaki sınai ve ticari ilişkileri geliştirmek, çeşitli sektörlerde belirlenen projelerin gerçekleşmesine yardımcı olmak üzere bu konuda firmaların bilgi taleplerini cevaplandırmak ve bunu teşvik etmek amacı ile danışmanlık hizmetleri yapmak, görev alanına giren hususlarda tanıtıcı faaliyetler gerçekleştirmek, Türk ve Japon işadamları arasında doğrudan temas ve diyalog imkanı yaratmak, Japon firmalarını Türkiye’de yatırım yapmaya teşvik etmek olarak sıralanabilir. 90’ların başında SSCB’nin dağılmasını takiben Türk firmaları ile Japon firmalarının üçüncü pazarlarda birlikte hareket etmelerinin teşvik edilmesi, İş Konseyi’nin önemli görevleri arasına eklenmiştir. Bu çerçevede,  İş Konseyi’nin kuruluşundan itibaren ortak toplantılar dışında, Nisan 1993’te Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan  ve Kırgızistan’ı kapsayan ortak bir çalışma ziyareti, Ekim 1994’de Osaka, Nagoya ve Tokyo  şehirlerinde yatırım seminerleri, Eylül 1997’de Azerbaycan, Kazakistan ve Gürcistan’ı kapsayan ikinci bir ortak çalışma ziyareti gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, Japon firmalarının Türkiye’ye yönelik kararlarında Avrupa ofislerinin önemli rol oynaması nedeniyle JETRO işbirliğinde 2004 yılından bu yana her yıl Londra’da ve 2006 yılında Düsseldorf’ta Japon firmalarına yönelik seminerler düzenlenmiştir.

 

Kültür

Japonlar genelde selamlaşmak için ojigi (eğilerek yapılan Japon selamı) yaparlar. Ojigi dünyaca ünlü ve selam verirken, teşekkür ederken, ayrılırken veya özür dilerken kullanıldığından oldukça kullanışlıdır.
Esas olarak karşınızdaki sizden daha üst biri ise daha içten ve uzun yapılır. Buna rağmen, Japonlar yabancılardan uygun selam kuralları beklemediğinden dolayı hafif bir baş eğmek şeklinde selamlamanız yeterli olacaktır.
Japonlar arasında el sıkışarak selamlaşmak çok nadir görülür, fakat yabancılar için Japonların el sıkmaları (oldukça acemice olsa da) normal bir olaydır.
Karşısındaki kişi ile konuşurken, karşısındaki ile çatışmaya girmemek ve uyum içinde olmak amacı ile Japonlar kendi görüş ve duygularını gizlerler ve dolaylı olarak kendilerini ifade ederler.
Japonlar sessiz iletişime oldukça duyarlıdırlar. Bir şeyi açık olarak söylemek yerine usta ifadeler ile karşısındaki kişiye aktarırlar. Birçok Japon için iletişim kurmak için konuşmayı değil duyguları ve telepatiyi tercih ederler. Aynı şekilde karşısındaki kişinin kendini söz ile değil telepatik olarak anlamasını beklerler.
Japonlar direk olara "hayır" demekten nefret ederler.

Bazen konuşma esnasında Japonlar bir anda kafalarını evet şeklinde sallayan dinleyici durumuna geçebilirler, bu konuşan kimsenin karşısındaki Japon'un her şeyi tasdiklediğini zannedilir; fakat aslında tam tersi de olabilir.

Japon evlerinin içine ayakkabı ile girmek çok büyük bir saygısızlıktır.

Aşağıda yazılanlar görgüsüzlük olarak kabul edilirler:


Hashiyi yiyecekler, özellikle de pilavın içine saplamak. Sadece cenaze törenlerinde buhurdanlığın önüne konulan pilavın içine hashi saplanarak koyulur. Hashinizi kullanmadığınız zaman hashiire'ye koyun.


Tabak içindeki yiyecekleri karıştırmak için hashiyi kullanmak 
Yiyeceğiniz yemeği seçmek için hashiyi tabakların üzerinde havada gezdirmek.


Tabaktaki yemeğin en lezzetli yerini bulmak için yemeği Hashi ile altüst etmek.


Hashi elinizde olduğu halde tabağı tutmak.


Hashiniz ile direkt olarak başka birinin hashisine yiyecek vermek. Bu da sadece cenaze törenlerinde ölen kişinin kemiklerini bir kişiden diğerine verme için kullanılır.


Hashi ile bir nesne veya bir kişiyi göstermek 

Batıda yemek yerken ses çıkarmak görgüsüzlük kabul edilirken, Japonya'da noodle yerken höpürdetmek ayıp sayılmaz, tersine ne kadar höpürdetirseniz o kadar lezzetli olduğunu ifade eder.
Yemek esnasında hemen çorbanızı içmeyin. Japonya'da yemekler genellikle hepsi bir arada gelir, o sebeple tüm yemeklerin gelmesini ve herkesin hazır olmasını bekleyin.
Yemeğe başlarken "itadakimasu" bitirdiğinizde " gochisousama" deyin
Yabancıların Japonlara sık sık yaptığı gaflar


Herkesin önünde burunlarını silmek veya sümkürmek. Eğer burnunuzu silmek isterseniz ayrılıp sildikten sonra geri dönün veya, özür dileyerek "Shitsureishimasu" yapın.


Birisi ile konuşurken sakız çiğnemek. İş görüşmelerinde veya ilk defa tanıştığınız kişinin önünde bunu kesinlikle yapmayın.


Ayaklarını sandalye veya masanın üzerine uzatmak.


Ayakları ile bir Japon'a dokunmak (bu genelde Japon stili restoranlarda yemek yerken olur).


Sürgülü kapıları ayak ile açmak.


Toplum içinde öpüşmek.


Yürüyerek yemek yemek.


Bir Japonla konuşurken ona çok yaklaşmak. Japonlar selamlaşırken öpüşmek, sarılmak, ellemek yerine eğilerek selamlaşmayı ve birbirine fazla yaklaşmadan, dokunmadan konuşmayı tercih eder