Kazakistan
KATILIM BEDELİ : 7000 €
GENEL BİLGİLER
Yönetim Şekli: Cumhuriyet-Başkanlık Sistemi
Cumhurbaşkanı:Nursultan Nazarbayerev
Başbakan:Karim Masimov
Başkenti:Astana
Yüzölçümü:2,724,900km2
Nüfusu:15,815,003
Etnik Dağılım: % 53 Kazak, %30 Rus, % 3.7 Ukraynalı, % 2.5 Özbek, % 2.4 Alman, % 1.5 Uygur, % 6.9 Diğer
Türkiye’nin 16 Aralık 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kazakistan'ı aynı gün tanımasını müteakiben iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler 2 Mart 1992 tarihinde tesis edilmiştir. Kazakistan’daki Türk Büyükelçiliği 1992 Nisan ayında Almatı’da kurulmuştur. Kazakistan, Türkiye'nin Orta Asya'daki en önemli siyasi ve ekonomik ortağıdır. İkili ilişkilerimiz karşılıklı güçlü bir irade ile istikrarlı bir seyir içinde geliştirilmektedir. İki ülke arasındaki ortak tarihi ve kültürel bağların yanı sıra, bağımsızlığının ilk yıllarında tarafımızdan Kazakistan'a verilen çok yönlü destek ilişkilerimizin süratle geliştirilmesine temel teşkil etmiştir. Kazakistan ile imzalanan çok sayıda anlaşmayla çeşitli alanlardaki ilişkilerimizin ve işbirliğimizin esasları düzenlenmiştir.
|
TÜRKİYE-KAZAKİSTAN TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİ
(Milyon Dolar)
Kazakistan’a ihracatımızda başlıca kalemleri, makine ve cihazlar, plastikten mamul eşya, elektrik makina ve cihazlar; ithalatımızdaki başlıca kalemleri ise bakır, demir-çelik ve mineral yakıtlar oluşturmaktadır. Yatırımcılarımızın başta petrol, telekomünikasyon, otelcilik ve bankacılık alanlarında olmak üzere Kazakistan’daki toplam yatırımları 2 milyar dolar civarındadır.
Kazakistan’daki Türk yatırımları % 90’a yakını yerel halk olmak üzere, 13.000-14.000 kişiye istihdam yaratmıştır. Ülkedeki en önemli Türk işverenleri, istihdamın % 22,7’sini yaratan inşaat firmalarıdır. Başkent Astana’nın %60’ından fazlası Türk firmaları tarafından inşa edilmiştir.
Kazakların pek çok özelliğinde görüldüğü gibi Ev kültürlerinde de bozkır geleneğinin izleri görülmektedir. Hayatı belirli coğrafyalar arasında devam eden bir toplum ev kültürünü de ona göre tesis etmiştir. “Kazaklar halis bir göçebe halk olduklarından, yaşayışları icabı, taşınabilen ikametgahlarda yani Türk ve Moğol göçebeleri tarafından eskiden beri kullanılan yuvarlak keçe yurtlarda otururlardı”. Arabaları ile harekete geçen Kazaklar bunlara bağlı olarak meydana getirdikleri bir düzen içinde konaklıyorlardı. Kazaklarda ağaç kültüne ve ata kültüne rastlanmaktadır. |



Kazakistan ülkemizin bölgedeki en önemli ticari ve ekonomik ortaklarındandır. Küresel ekonomik krizin etkisiyle 2009 yılında ticaret hacmimiz 1.7 milyar dolara gerileyen ikili ticaret hacmimiz 2010 yılı itibariyle toparlanma eğilimine girerek 3,2 milyar dolara yaklaşmıştır.
Türkiye, sermaye miktarı açısından ABD, Güney Kore ve İngiltere’den sonra Kazakistan’daki en büyük dördüncü yatırımcı ülke konumundadır. Ülkedeki yabancı sermayeli şirket sayısı bakımından ise ilk sıradadır. Ülkede 400’ün üzerinde Kazak-Türk ortak sermayeli işletme faaliyette olup, % 100 Türk sermayeli şirketlerin sayısı ise 130’u bulmuştur.
Kültür
Kazaklarda kutsal kişiler öldükten sonra aziz mertebesine çıkardı. Dikkat çeken ağaçlar, bir mezarla ilişkili olmasalar bile kutsal sayılır ve bunlara da bez deri ve hayvan kılı şeklinde adaklar yapılırdı. Yine kırda tek başına biten bir ağaç ya da bir pınar ya da bir büyük taş (kaya) bulunursa kısır kadınlar bunları ziyaret ederek kurban keserler ve orada geceyi geçirirlerdi. Görüldüğü gibi Kazak Türkleri, Bozkırlı Türk Kültürünün inanç yapısı paralelinde bir inanç dünyasına sahiptiler. Bozkır sahasındaki dini inançların Şamanlığa bağlanması adet haline gelmiştir.
Kazaklarda da Baksılık denen şamanlık meselesi vardır. Bunlar acayip hareketler yapıp kendilerinden geçerler. Dombıra, kobız çalarak oynarlardı. Bunlar hastalıkları tedaviye çalışırlar ve fal açarlardı. Kazak Türklerin de İslam öncesi devirlere ait başka izlerde görülür. Ölülerin arkasından oy bavrım, yüz yaralama, kara nişan dikme, ağıt söyleme, tul yapma ve as merasimleri vardı. Genel Türk çevresinde destanlar, kahramanlık menkıbeleri, aşk türküleri, acı tatlı hatıralar, saz şairleri tarafından kopuz çalınarak söylenirdi. Bestekar ve şair şarkıcılara Ölöngçi denirdi. Bu tam bir kazak-Türk deyimidir. Yırcılar her Türk topluluğunda olduğu gibi Kazak Türklerinde de destancılar idiler. Destanlar veya çeşitli halk şiiri parçalarının yan yana gelmesiyle yırlar oluşurdu.