Özbekistan
KATILIM BEDELİ : 7000 €
GENEL BİLGİLER
Yönetim Şekli: Cumhuriyet/Başkanlık Sistemi
Cumhurbaşkanı: İslam Karimov
Başbakan:Şavkat Mirziyayev
Başkenti: Taşkent
Yüzölçümü: 447.400 km²
Nüfusu: 27.555.300
Etnik dağılım: % 80 Özbek, % 5.5 Rus, % 5 Tacik, % 3 Kazak,% 2.5 Karakalpak, % 1.5 Tatar, % 2.5 Diğer
Türkiye, 16 Aralık 1991 tarihinde Özbekistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülke olmuş, 4 Mart 1992 tarihinde ise iki ülke arasında diplomatik ilişkiler tesis edilmiştir. İlişkilerin hukuki temelini oluşturmak amacıyla bu ülke ile 90’ın üzerinde ikili anlaşma ve protokol imzalanmış, karşılıklı çok sayıda üst düzey ziyaret gerçekleştirilmiştir.
Türkiye ve Özbekistan’ın işbirliği olanakları çok geniş bir yelpazeye yayılmakta olup, ikili işbirliğinin potansiyel olarak gelecek vaat eden her alanda daha da geliştirilmesi hedeflenmektedir. Özbekistan, tarihi ve kültürel birikimi, stratejik konumu, doğal kaynakları ve Orta Asya nüfusunun yarısını oluşturan 27 milyonluk nüfusu ile bölgesel barış ve istikrar için kilit konumdadır.
Türkiye, Avrasya’nın istikrarı ve refahı bakımından Türkiye ve Özbekistan arasındaki ikili ilişkilerinin her alanda gelişmesine büyük önem vermektedir.
TÜRKİYE-ÖZBEKİSTAN TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİ
(Milyon Dolar)
|
Yıllar |
İhracat
|
İthalat
|
Dış Ticaret Dengesi
|
Dış Ticaret Hacmi
|
|
2008 |
337,1 |
580,8 |
-243,7 |
917,9 |
|
2009 |
279 |
413 |
-133,9 |
692 |
|
2010 |
282 |
861 |
-579 |
1.143 |
Özbekistan ile olan dış ticaret hacmimizde özellikle 2000’li yıllardan itibaren istikrarlı bir artış gerçekleşmiştir. 2005 yılında 412 milyon dolar olan dış ticaret hacmi 2008 yılında 918 milyon dolara ulaşmıştır.
Özbekistan ile olan dış ticaret hacmimizde özellikle 2000’li yıllardan itibaren istikrarlı bir artış gerçekleşmiştir. 2005 yılında 412 milyon dolar olan dış ticaret hacmi 2008 yılında 918 milyon dolara ulaşmıştır.
Küresel ekonomik krizin etkisiyle, 2009 yılında Özbekistan ile olan dış ticaret hacmimiz 2008 yılının aynı dönemine kıyasla düşüş göstererek 692 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir. Bu rakam, 2010 yılı itibariyle yüzde 65 oranında artarak 1 milyar 143 milyon ABD Dolar seviyesine yükselmiştir.
Özbekistan, Türk firmalarının Avrasya'da imalat sektöründe en fazla yatırım yaptıkları ülkelerden birisidir. Yatırımcılarımızın, Özbekistan’da en çok yöneldikleri sektör tekstildir.
Şirketlerimiz inşaat ve otelcilik sektörlerinde Özbekistan’da güçlü sayılabilecek konumdadırlar. Türk Müteahhitlik firmaları Özbekistan’da bugüne kadar 1,85 milyar dolar değerinde 81 proje üstlenmişlerdir.
İki ülke arasında mevcut 1992 tarihli Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması ile 1995 tarihli Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması’nın tadil edilmesi çalışmaları devam etmektedir.
Kültür
Özbekistan’da dekoratif nakış halk sanatları içinde önemli yer alır. Eskiden nakışçılık sanatı kendi nakış güzelliğiyle, renkler çeşitliliğiyle ve özgünlüğüyle meşhur olmuştur.
Kıyafetlerin çoğu aileyi büyüden, nazar değmesinden, koruma fonksiyonunu taşırdı.
Özbekistan’da her şehrin doppisi farklı oluyor. Eskiden sadece erkeklerin kullandığı doppı, artık kadınlar tarafından da kullanılıyor. Doppı sadece geleneksel bir başlık değildir. Özbek halkı için bu şapkaların çeşitli anlamları da bulunmaktadır. Örneğin, bir erkeğin şapkasının başından düşmesi çirkin ve ayıplanacak bir hareket olarak kabul edilir. “Senin başında şapka var mı?” sorusunun anlamı “Sen de erkek misin?” demektir.
Özbek Türkleri kendi örf ve adetlerini çok iyi bir şekilde korumuşlardır. Hâlâ da sıkı sıkıya sarılmaktadırlar. Son derece sakin fakat alışkanlıklarından taviz vermeden hareket etmekteler.
Özbek Türkleri halk inançları Türkiye Türkleri halk inançlarına doğal olarak çok benzemektedir.
Özbeklerde edep insanlara çocuk yaşta kazandırılır. Özbeklerde selam, “Selamün Aleyküm” diyerek genç tarafından yaşlıya, sağ el göğüsle kalbin üzerine konularak verilir. Selam vermek ve almak sevap sayılır.“Selamlaşma hayata muhabbeti arttırır.” “Selam ruhu tetikler” denilir. Selamlaşan kimseler matemli yerlerde tanıdıkları ile el vererek selamlaşırlar, hasta ziyaretinde de tokalaşmadan selamlaşılır.
Özbeklerde selamlaşmak adabın bir hükmüdür. İnsan tanımadığı bir kimseyi de selamlamalıdır. “Selam Allahın borcudur.” İnancı vardır.
Özbekler hal hatır sormayı çok severler. Hal hatır sormak, tanıdık kişi ile samimi veya tanıdık olmayan kişi ile de ilgilenmek için yapılır.
Herhangi bir şirkete, iş yerine giderken karşılaştığınız insanlarla ilk önce selamlaşırsınız. Türkiye’deki adetlere göre herhangi bir odaya girmeden önce kapalıysa mutlaka kapıyı vurmak gerekir. Özbekistan’da bu adet her zaman (yerine göre) şart değil. Mesela Bakanların yardımcılarının üniversite veya enstitü rektörlerinin, fakülte dekanlarının odalarına kapıyı vurup içeri girilir.
Özbekistan mutfağı’nın en ünlü, en lezzetli bölümünü hiç kuşkusuz pilav oluşturuyor. M.Ö. 4. yüzyılda, Büyük İskender zamanından bu yana yapılan, her bir aşçının kendi bulduğu bir özelliği ekleyerek zenginleştirdiği ve bu nedenle bir “sanat” diye nitelendiren pilavın pişirimi, bölgeden bölgeye değişiklik gösterse de, hepsinin ayrı bir lezzeti, ayrı bir özelliği bulunuyor. Pilav yapımında ana malzemeler değişmiyor. Yani, pirinç, et, yağ, havuç, soğan ve çeşitli baharatlar bütün bölgelerde kullanılıyor. Bölgesel özelliğine göre ise içine ayva, kuru üzüm ve çeşitli sebzeler ilave edilebiliyor.
Özbekistan’da her erkek bu pilavı pişirmeyi biliyor. Eve misafir geldiğinde, pilav mutlaka evin erkeği tarafından yapılıyor. Bu değişmez ve çok makbul bir gelenek. Özbekistan’da pilav pişirmek için özel yerler de bulunuyor. “Çayhane” denilen bu yerlere malzemelerle gidiliyor. Pilav büyük kazanlarda pişirildikten sonra, orada yeniliyor. Çayhaneler, özellikle kalabalık misafirlerin ağırlandığı yerler. Bu gelenek Özbeklerin yaşamında çok önemli bir yer tutuyor. Çayhane’ye gidiş bir şölen, bir piknik gibi yaşanıyor. Pilavın pişirilmesi, yenmesi ve masa başı sohbetleri sabahtan akşama kadar sürüyor.
Özbekistan pilavının yanında genellikle “yeşil çay” içiliyor. Bu çay fabrikalarda özel olarak işleniyor.
Özbekistan’da sofra adabına da çok önem veriliyor. Örneğin ailenin en büyüğü sofraya oturmadan yemeğe başlanmıyor. Yemek bittiğinde, yine ailenin büyüğü tarafından dua ediliyor.
Meyve ve tatlı yemeğin en başında servis yapılıyor ve bütün sofra boyunca orada kalıyor.
Özbekistan’da komşuluk ilişkileri ve insanlar arası dayanışma o kadar gelişmiş ki, evde ne yemek pişmişse mutlaka en yakın komşuya bir kap veriliyor.
Özbek’lerin çok değer verdiği ve sofralarının baş köşesinde yer alan bir başka önemli yiyecekleri de ekmek, hemen her evde bulunan tandırlarda yapılıyor. Ekmek yapımında çeşitli kalıplar kullanılıyor. Genellikle yuvarlak olarak yapılan ekmeklerin üzerine mutlaka susam konuyor, süsleniyor. Çünkü Ekmek, Özbekler için çok kutsal bir yiyecek.
Misafir, önceden haber vererek ve hediye alarak ziyarete gider. Ev sahibi misafiri içeri buyur ettikten sonra selamlaşır. Misafirle kapı eşiğinde selamlaşmak Özbekler’de iyi tabir edilmez. Oturulduktan sonra muhakkak en yaşlı kimse veya misafir tarafından fatiha okunur. Sofrada ekmeği ev sahibi paylaştırır. Misafir ilk olarak ve muhakkak “Bismillahirrahmanirrahim” diyerek yemeğe başlar. .


